20 Nisan 2010 Salı

Sadece Kendine İnan ..


Bu güne kadar çevremdeki kişilerin sözleri benim için çok büyük önem taşırdı ,daha çok kendi hayatım yerine belki de onların istediği hayatı yaşamayı seçmiştim ,bunu bugün daha iyi görüyor ve anlıyorum ..
Ve onların sözlerine o kadar önem vermişim ki bugün hiç sevmediğim bölümden mezun olarak ,bana hitap etmeyen bir işi yapıyorum.
Edebiyat bölümünde daha başarılı olduğum ve sevdiğim halde sırf çevrem de edebiyatta tembel öğrenciler okur çalışkanlar matematik, fende okur diye matematik bölümünü bitirdim ,ve iktisatta okudum halbuki ben rehberlik ve psikolojik danışmanlığı bölümünde okumayı çok istiyordum .. yıllarca da bu içimde kalmıştı ta ki katıldığım bir seminerde yaşam koçluğu mesleğini öğrenene kadar … bir fırsat gelmişti önüme ..şimdi bunu iyi değerlendirmeliydim

Yaşam koçu olmak en büyük amacım ve hedefim ..peki ben kendi yolculuğuma çıkmadan nasıl başkalarının yolculuklarında yol arkadaşı olabilirdim ..işte bu yüzden içsel yolculuğuma çıkmaya karar verdim

Bu yolculuk bana çok farkındalık yarattı ,yaratıyor da
Tüm mesele kendine inanmak ,olumsuzluklara sağır olmak adım atmakmış ..,bunu uygulayan kişilerin geldikleri noktaları görmek ,umudumu,heyecanımı ,inancımı daha da arttırıyor


Müzik tarihinin en büyük isimlerinden biri olan Beethoven’ın keman tutuşunu gören hocası onun için “Müzisyen olamaz!” demiş.

Elvis gençlik yıllarında ilk deneme çekimi için stüdyoya girdiğinde, plak şirketinin patronu ona aynen şunu söylemiş: “Git kamyon şoförlüğü yapmaya devam et!”

Sezen Aksu ‘ya ‘Senden şarkıcı olmaz’ denmiş.

Bu örneklerden o kadar çok var ki bildiğimiz ya da bilmediğimiz

Bu konu ile ilgili çok sevdiğim bir hikaye yi paylaşmak istiyorum .


Tarihin bir yerinde, kaplumbağalar arasında bir yarış tertiplenmiş. Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış.
Vakti gelince, bir sürü kaplumbağa arkadaşlarını seyretmek için yarış yapılacak bölgeye toplanmışlar. Ve yarış başlamış.
Seyircilerden hiçbiri arkadaşlarının kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Kimileri bu inançlarını yüksek sesle dile getirmekten kaçınmıyorlarmış. Öyle ki, yarışmacıların bazıları ".....Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar! " seslerini dahi işitebiliyormuş.
Yarışmaya katılan kaplumbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmaz bir gayretle kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.
Seyircilerin sesleri yükselmeye başlamış; giderek bağıranların sesleri yarış alanında yankılanır olmuş: "...Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar! "
Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kaplumbağaların tümü ümitlerini, gayretlerini yitirmiş ve yarısı terk etmişler.
Ama yarışta yapayalnız kalan son kaplumbağa, büyük bir gayret ile mücadele ederek, kulenin tepesine çıkmayı başarmış.
Diğer yarışmacılar ve seyirciler, hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kaplumbağa ona yaklaşmış ve sormuş, “bu işi nasıl başardın” diye.
O anda farkına varmışlar ki...
Kuleye çıkan kaplumbağa sağırmış!
Sağır kaplumbağanın çıkılmaz sanılan doruğa tırmanmayı başarması ile kaplumbağalar dere tepe demeden yeryüzüne yayılmanın, sabır ve kararlılıkla yol almanın ne demek olduğunu öğrenmiş ve bunları gerçekleştirmeye cesaret bulmuşlar.
Olumsuz düşünen insanları duymayın... Onlar kalbinizdeki ümitleri çalabilirler!

Rüyalarınızı gerçekleştiremeyeceğini söyleyenlere karşı sağır olmak, size seslenenlere saygısızlık değildir; düşünüze karşı saygınızı korumanız demektir.
Sevgimle
Teko

14 Nisan 2010 Çarşamba

SEN NE İSTİYORSUN ..



Çiğdemciğimin ''Hayatınızın gözlemcisi olun ''yazısını okurken bir şeyi farkettim .Diyordu ki Çiğdem '' Karşı tarafın manzarasının daha güzel olduğunu mu düşünüyorsunuz ''



Bu bana bir şey hatırlattı ,önceden tanıdığım ya da tanımadığım insanlara bakarak yorum yapardım ,bazen keşke der özenir bazen yazık der üzülürdüm .

Şimdi ise ,aslında hiç birimizin hayatlarının karşıdan göründüğü gibi olmadığını biliyorum , özendiğimiz hayatlar belki ekran koruyucusu kullanıyor ya da yazık dediklerimiz hepimizden çok daha huzurlu ..
Ayrıca neden kendimizle değil de hep başkaları ile ilgileniyoruz ki ..Herkesin kendi hayatı kendi deneyimi ..Enerjimizi onlara harcadığımız kadar kendimize harcasak ..her keşke dediğimizde enerjimizi düşürerek ,kendimize değersizlik duygusunu yüklediğimizi nasıl da fark etmiyoruz ..
Ya da yazık dediğimizde gizliden gizliye egomuzu beslediğimizi..
Belki onlar da bizim yerimizde olmak istiyordur ..
Kimse kimsenin yerinde de olmasın ayrıca ..ne gerek var ki önyargıya ,yoruma ..
Önemli olan her bireyin kendinin ne istediği değil midir?
Hayattan beklentileri,hedefleri..
O zaman bırakalım herkesi ve kendimize dönelim ..
BEN NE İSTİYORUM VE NEYİ SEÇİYORUM ..?

sevgilerimle
teko ..

13 Nisan 2010 Salı

Kutlama

Yaş otuzbeş yolun yarısı demiş ya Cahit Sıtkı Tarancı ... ''E hadi öyleyse ,yolun yarısındasın, şükür ki sonunda değilsin'' dedim kendime :)
Doğumumu kutlarken geride bıraktığım yıllara baktım önce uzun uzun ..her bir yılına ,her bi ayına ve gününe..
Keşke yerine ,iyi ki yaşamışım dedim ..
Oyundaki rollerimde bazen öğretmişim bazen öğrenmişim ..Bütün oyuncu arkadaşlarıma teşekkür ettim ,her birine ayrı ayrı....
Otuzaltı yaşımda yeniden doğduğumu farkettim ..
Kocaman sevgi dolu bir yüreğimin olduğu farkındalığı ile gözlerimi açtım ...
Başka bir senaryoda olmayı seçtim ,bu rolümü çok sevdimmm
Beni sevenleri,sevmeyenleri ,yanımda olanları ,olmayanları ,ağlatanları ,güldürenleri hepsini çok seviyorum .. artık
Kendimi çokkkkkk seviyorum ,olduğum gibi olmayı ...
Senaryodaki oyunculara nasıl kızardım önceden,hoşuma gitmeyen şeyleri yaptıklarında , şimdi hafifce gülümsüyorum , farkındayım diyerek ,yoluma devam ediyorum ...
Hayvanlara dokunamayan ben ,şimdi hangi hayvanı alıp ev arkadaşlığı yapsam diye düşünüyorum :)

Değişmeyen tek şey değişimdir..kesinlikle :)

8 Nisan 2010 Perşembe

YAZMAYI SEÇİYORUM ..


''Çocukluğunuzdan beri iyi yaptığınız şey nedir? '' Koçluk çalışmamızda bize sorulan soruydu bu ..çok düşünmüştüm ben neyi iyi yapabiliyordum ... Dans etmekdi ilk aklıma gelen ,fakat dün toplu halde bu soruya cevap bulmaya çalışırken ,sevgili koçumuzun verdiği örnek ile birden fark ettim ki ..aslında ben yazıyordum ,yazı ile kendimi çok iyi ifade edebildiğimi biliyordum ama o ana kadar aklıma gelmemişti ..işte farkındalık dedim budur ..
Evet çoçukluğumdan beri yazmayı çok seviyordum öyle ki konuşmaktan daha çok yazmayı tercih etmişimdir çoğu zaman ..aileme,arkadaşlarıma,hatta patronlarıma..

Bu bloğu açarken çok düşünmüştüm .Sevgili Burcu '' yapabilirsin çok da güzel olur ''demiş ve beni blog açma konusunda cesaretlendirmiş ,hatta blogu açıp ,''hadi bakalım başlıyorsun '' demişti.
İlk zamanlar zevkle yazıyordum ,sonra birden - o kadar güzel yazılar varki benim yazdıklarım ne ki deyip ,daha çekimser kalmış ve durmuştum ..

İşte bu düşünce farkındalığımla son buldu ,kime göre iyi kime göre kötü ..
Ben yazmaktan zevk alıyorum,beni rahatlatıyor ,birileri beğensin diye yazmıyorum ki sevdiğim ve beni mutlu ettiği için yazıyorum bu yetmez miydi ..
evet yeterdi Violetcim ..
Duygularımın ifadesi bu ..içimden geldiği gibi öylesine yazıyorum yazmaya devam :))

Teşekkürler (http://www.suviocoaching.com)
Teko ...