4 Ekim 2010 Pazartesi

Düştüm Ben Yine :)



''Of..ne zormuş bu yürümek ..düş kalk düş kalk..,ben en iyisi vazgeçeyim..'' diyen bir bebek hiç duydunuz mu ?
Hayır di mi..çünkü korku ,endişe yaşamıyor ki ..kafasında bin tane soru üretmiyor ..nasılsa yürüyebilecek ..ve o kadar emin ki kendinden ..

Peki biz ne yapıyoruz ?

İsteklerimiz olmadığında ..ya da yolunda gitmeyen bir olayla karşılaştığımızda ..binlerce düşünce oluşturmakta ,bizden daha başarılı hiç bir tür yoktur..hele olumsuzluk üretmeye bayılırız ..

Yok ya zaten ben ne zaman mutlu olsam ,kesin bir şey çıkar ..uzun sürmez bu mutluluğum...
Bende de şans mı var zaten ..bir kerede olsa kafamı kırarım..
Neye elimi atsam kurur zaten ...
Bana da düzgün insan gelmez ki ..
Ne güzel bilinç kayıtları oluşturuyoruz biz öyle tütütü maşallah yani bize...

Hayat bu düşersinde kalkarsında önemli olan bakış açını değiştirmen ..

Diyelim ki düştük ..şimdi iki bakış açısıyla bakalım ..
Birincisi;
Olmuyor işte ben şimdi nasıl yürüyeceğim ,bak işte kanıyor da ,canım da acıyor ,bu yara geçmez se ,ya artık eskisi gibi yürüyemezsem ....gibi gibi

İkincisi;
Hay Allah düştüm ben yine ,üzerimi silkeleyip kalkayım ,e biraz canım acıdı ama olsun ..bundan sonra daha dikkatli olurum..
deyip yola devam etmek ..

Ve tabi ki endişe,kızgınlık,korkuları bırakmak bir tarafa ,hayata güvenmek lazım ..önce de kendine güvenmek ..sen elinden geleni yap ..yargısızca sonra bırak hayata kendini..

Evet ben düştüm yine bu aralar :) Ama olsun yürüyebileceğimi biliyorum ..hele onca güzel yürek bu kadar el uzatmışken bana ..ben nasıl vazgeçerim...
sevgilerimle
Derya

3 Ekim 2010 Pazar

BENCİLLİK

Bencil bir insanı bencil yapan nedir, bu insanlara karşı ne yapılabilir? Hepimiz bencilliğe olumsuz ...bir özellik olarak bakarız. Çevrenizde kimi zaman ne arkadaşlarını, ne ailesini, nede çocuklarını düşünmeden kendi çıkarlarına göre hareket ettiğine inandığınız insanlar vardır. Acaba bir an olsun durup bu insanların neden böyle davrandığını düşündünüz mü?Bencillik insanın doğasında var olan bir duygudur. Yeni doğan bir bebek kendi yaşamını sürdürebilmesi için başkalarına ihtiyaç duyar. Tüm ihtiyaçları karşılandığı zaman ancak size gülümeyerek bir karşılık verir. Bu kural tüm canlılar için geçerlidir. Küçük büyük farketmez tüm insanlar ihtiyaçları giderildikten sonra ancak karşısındaki kişiye bir şeyler verebilir. Bu karşılık kimi zaman bir gülümseme, kimi zaman teşekkür kimi zaman ise sevgidir. Fakat aç bir insanın karşısındakini doyurması beklenemez. Önce kendisini doyurmaya ihtiyacı vardır.
Bir çoğumuz bencillik kelimesini, üzerinde hiç düşünmeden ağız alışkanlığı ile sarfederiz. Sadece karşımızdaki insanın bizden bir şeyler almaya çalıştığını ama geri vermediğini ima ederiz. Bu kelimede, olumsuz bir yükleme vardır, kötü bir davranışı anlatır. Dolayısıyla tek taraflı bir bakış açısını simgeler. Oysa bu kelime bencil insanın kendi açlığını, korkularını, mutsuzluğunu yada nedenlerini yeterince ifade etmez. Madur durumda olanın gerçekte kim olduğunu anlatmaz.

Bir an için düşünün, bencil olduğuna inandığınız bir arkadaşınızı, sevdiğinizi, yakınınızı gözünüzün önüne getirin. Küçücük bir çocukken neler yaşadığını anlamaya çalışın. Belkide en zayıf olduğu, en çok sevgiye ihtiyaç duyduğu, en yardıma muhtaç olduğu bir anda kimseyi etrafında bulamadı. Belki öyle çok acı çektiki kendi kendine yemin etti bir daha asla başkalarına muhtaç kalmamaya. Belki çevresindeki insanlar ona zayıf olmayı yasakladılar, güçlü olması için sürekli zorladılar; kendi başının çaresine bakması gerektiğini öğrettiler. Belki kimse ihtiyacı olan şefkati, sevgiyi, anlayışı, mutluluğu vermedi, veremedi ve büyük bir öfke ile dünyaya küstü. Kimsenin sevgisini haketmediğine karar verdi. Belkide sadece içindeki bu acı çeken küçük çocuğun etrafına bir duvar ördü kimse görmesin ve daha fazla kendisini incitemesin diye…
Hiç düşündünüz mü, bencillikle suçladığınız insanların aslında ne kadar yaralı olabileceğini? Sizin ilginize, şefkatinize, sevginize ve anlayışınıza herkesten daha çok ihtiyaç duyabileceklerini…
Hiç düşündünüz mü bu bitmek tükenmek bilmeyen alma ihtiyacının altında aslında hiç tatmin olmamış bir insan yatabileceğini ve açlığını tam olarak doyurabilecek şefkat ve anlayış dolu bir insanı beklediklerini? Hani karşılıksız, her şeye rağmen, ne olursa olsun genede kendilerini sevecek, anlayacak, inanacak, destekleyecek, hoşgörecek ve şefkatle yaklaşacak bir insanı…Hiç düşündünüz mü, belkide bütün o sert, katı, olumsuz ve kötü tavırlarının altında sadece daha fazla incinmekten korkan bir çocuk yatıyordur? Belkide sizin olumsuz tavırlarınıza karşı kendini korumaya çalışıyordur çünkü sizin onaylamayan, cezalandıran, dışlayan yaklaşımlarınız onu daha çok yaralamaktan başka hiç bir işe yaramıyordur.Hiç düşündünüz mü sevmeyi bilmeyen bir insana sevgiyi nasıl öğretirsiniz? Vermeyi bilmeyen bir insana vermeyi nasıl öğretirsiniz? Mutluluğu tadmamış bir insana size mutluluk vermesini nasıl öğretirsiniz?Bütün bilge sözler, bütün dinler, bütün filozoflar ve bütün olgun insanlar tek yönteme işaret eder: Göstererek Öğretmek.
Sevmeyi bilmeyen insanı daha çok sevin… ki sevmenin ne demek olduğunu öğrensin… Vermeyi bilmeyen insana daha çok verin.. ki vermenin ne demek olduğunu öğrensin… Sizi mutsuz eden bir insanı mutlu edin… ki mutlu etmenin ne demek olduğunu öğrensin…
Dünya üzerinde iki tip insan var bence; Bir kendisini aşmış ve başkalarına bir şeyler verebilecek insanlar, bir de bu insanlardan öğrenen ve büyüyen insanlar. Burda kendinize sormanız gereken soru siz bu iki tip insandan hangisisiniz? Kendinizi aştınız ve başka insanların büyümesine yardım edebilecek kadar olgunlaştınız mı? Yoksa aslında o bencil diye nitelediğiniz henüz geçmişten kalan acılarını iyileştirememiş insanlardan biriside siz misiniz?
Eğer ikinci gruba giriyorsanız, o zaman umarım kendinize yardım etmek için ya olgun bir insan ile bir arada olabilir ve bu meziyetleri öğrenebilirsiniz, ya bir psikoloğa giderek ve acılarınızı dindirerek iç huzurunuza kavuşur ve hayatta verecek çok şeyiniz olduğu gerçeğini anlayabilirsiniz, yada kendi davranışlarınızın ve çevrenize olan etkilerinin farkına vararak kendinizi olgunlaştırmak için çaba sarfedersiniz.Mutluluk sizin olsun
Saygılar
Çiğdem Alper
Psikoterapist